Gallup'un yıllık küresel araştırmasına göre 2025'te çalışan bağlılığı 2020'den bu yana en düşük seviyesine indi ve düşük bağlılığın maliyeti 10 trilyon dolara ulaştı. Raporun en çarpıcı bulgusu, düşüşün asıl kaynağının bizzat yöneticilerin kendi bağlılığındaki sert gerileme olması.
Gallup'un dünya genelinde 140'tan fazla ülkeyi kapsayan araştırmasına göre 2025'te çalışanların yalnızca yüzde 20'si işine bağlı hissediyordu; bu oran 2022'deki yüzde 23'lük zirveden bu yana düzenli olarak geriliyor ve 2020'den bu yana görülen en düşük seviyeyi işaret ediyor.
Gallup, düşük bağlılığın dünya ekonomisine geçen yıl yaklaşık 10 trilyon dolarlık üretkenlik kaybına, yani küresel GSYH'nin yaklaşık yüzde 9'una mal olduğunu hesaplıyor. Bu rakam, bağlılığı soyut bir İK metriği olmaktan çıkarıp doğrudan bir ekonomik performans sorununa dönüştürüyor.
Araştırmanın öne çıkan bulgusu, düşüşün çalışanlar genelinde değil özellikle yönetici kademesinde yoğunlaşması. Yönetici bağlılığı 2022'de yüzde 31 iken 2025'te yüzde 22'ye gerilemiş durumda; bu düşüş, yönetici olmayan çalışanlardaki nispeten yatay seyre kıyasla çok daha sert.
Öte yandan Gallup'un 'en iyi uygulama' olarak sınıflandırdığı organizasyonlarda yönetici bağlılığı hâlâ yaklaşık yüzde 79 seviyesinde, yani küresel ortalamanın neredeyse dört katı. Bu fark, sorunun kaçınılmaz bir trend değil, yönetim kültürüyle ilgili çözülebilir bir açık olduğunu gösteriyor.
Rapor, bağlılığı artırmak isteyen organizasyonların bireysel çalışan anketlerine veya wellness programlarına odaklanmak yerine önce yönetici kademesinin kendi bağlılığını ve gelişim ihtiyaçlarını ayrı bir mercek altına alması gerektiğini gösteriyor. Türkiye'deki İK ekipleri için bu, bağlılık anketlerinde yönetici-ekip ilişkisini ayrıştırarak ölçmenin önemine işaret ediyor.
Raporun yapay zekayla ilgili bulgusu da dikkat çekici: Çalışanların yalnızca yüzde 12'si yapay zekanın işlerinin yapılış şeklini anlamlı biçimde değiştirdiğini düşünüyor ve Gallup bunu doğrudan yönetici desteğinin eksikliğine bağlıyor. Yapay zekaya ciddi yatırım yapan Türk şirketleri için bu, teknoloji yatırımı kadar yönetici sponsorluğuna da yatırım yapmanın gerekliliğini gösteriyor.
Hedefler, geri bildirim ve değerlendirme döngüleri tek yerde.