ABD Adalet Bakanlığı Sivil Haklar Birimi, 4 Ağustos'ta OpenAI OpCo ve iştiraki Statsig ile toplam 3,2 milyon dolarlık bir uzlaşmaya vardığını duyurdu. Soruşturma, şirketlerin kalıcı çalışma izni (PERM) sürecine bağlı pozisyonlardaki işe alım uygulamalarında Göç ve Vatandaşlık Yasası'nı (INA) ihlal ettiği iddialarına dayanıyordu.
Müfettişlere göre en az 2023'ten bu yana yayımlanan PERM ilanlarında ABD'li adaylardan başvurularını postayla göndermeleri istenirken, diğer pozisyonların adayları şirketin kariyer sitesinden elektronik başvuru yapabiliyordu. Bakanlık bu farkı, ABD'li işçilere sistematik ek yük getiren bir vatandaşlık statüsü ayrımcılığı kalıbı olarak değerlendirdi.
Uzlaşmanın koşulları
OpenAI 1,2 milyon dolar idari para cezası ödeyecek ve uygulamadan etkilenen adaylar için 2 milyon dolarlık bir geriye dönük ödeme fonu kuracak. Şirketler ayrıca yazılı işe alım politikaları oluşturacak, altı ayda bir Adalet Bakanlığı'na rapor sunacak ve üç yıl boyunca federal uyum izlemesine tabi olacak.
Uzlaşma, dünyanın en değerli yapay zekâ şirketinin bizzat kendi işe alım süreçlerinin mercek altına alınması bakımından sembolik bir eşik: yapay zekâ çağının kural koyucu şirketleri de klasik istihdam hukukunun denetiminden muaf değil.
Türkiye'den bakınca: süreç tasarımı da ayrımcılık olabilir
Dosyanın İK ekipleri için asıl dersi, ayrımcılığın her zaman açık bir tercih beyanıyla değil, süreç tasarımındaki asimetrilerle de oluşabileceği: bir aday grubuna daha zahmetli bir başvuru kanalı dayatmak, tek başına yaptırım gerekçesi oldu.
Küresel işe alım yapan veya yurt dışına çalışan yerleştiren Türkiye merkezli şirketler için de geçerli kural aynı: vatandaşlık, vize ya da lokasyon statüsüne göre farklılaşan her başvuru adımının nesnel bir gerekçesi olmalı ve belgelenmeli.