İnsan kaynakları yazılımı şirketi BambooHR, 1 Eylül'de yayımladığı 'Redesigning Work: AI's Performance Review' başlıklı araştırmasında, 26 Haziran-15 Temmuz 2026 tarihleri arasında 12'den fazla sektörden 1.608 tam zamanlı, maaşlı ABD çalışanıyla (520'si İK yöneticisi) yapılan ankette çarpıcı sonuçlara ulaştı. Çalışanlar günde ortalama 87 dakika, yılda ise 47 iş gününe denk gelen bir süreyi yapay zekâ araçlarıyla geçiriyor; ancak bu sürenin yalnızca yüzde 35'i üretken çıktıya dönüşürken, yüzde 42'si hata düzeltme ve komut (prompt) yeniden yazmayla harcanıyor — yıllık karşılığı yaklaşık 20 iş günü.
Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 63'ü net bir yatırım getirisi kanıtı olmadan yapay zekâ bütçesini artırmış durumda. Buna rağmen çalışanların yüzde 65'i işyerinde yapay zekâ kullanımı konusunda kendini güvenli ve istekli hissediyor, yüzde 58'i ise zaman tasarrufunu ana motivasyon olarak gösteriyor.
İK Profesyonellerinde Güven ve Önyargı Endişesi
Ankete katılan İK yöneticilerinin yüzde 67'si yapay zekâya tek başına aday mülakatı yaptırmaya güvendiğini belirtirken, yüzde 80'i işe alım araçlarında önyargı riski gördüğünü, yüzde 33'ü ise somut demografik önyargı örnekleri gözlemlediğini söyledi. Buna karşın şirketlerin yalnızca yüzde 43'ü iş tanımlarını yapay zekâ beklentilerine göre güncellemiş durumda; yüzde 54'ünde ise yapay zekâ kullanımına dair belgelenmiş ve çalışanlara duyurulmuş bir politika bulunmuyor.
Kuşak bazında bakıldığında, Z kuşağının yüzde 54'ü ve milenyum kuşağının yüzde 43'ü, yapay zekâya aşırı bağımlılığın junior çalışanların gelişimini sınırlayabileceğinden endişe ederken, bu oran X kuşağında yüzde 39'a, bebek patlaması kuşağında ise yüzde 21'e geriliyor.