Resmî Gazete'de yayımlanan kanun yararına bozma kararına göre, belirli süreli sözleşmeyi erken fesheden işveren, 'objektif koşul yoktu' diyerek sözleşmenin belirsiz süreli sayılmasını isteyemez.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararı (E. 2026/6397, K. 2026/5259), belirli süreli iş sözleşmelerinde erken fesih tazminatı tartışmasına net bir çizgi çekti: Sözleşmenin İş Kanunu'nun 11. maddesindeki objektif koşulları taşımadığını ve bu nedenle belirsiz süreli sayılması gerektiğini ileri sürme hakkı yalnızca işçiye ait.
Karara konu olayda bir psikolog, 14 Ekim 2024'te 31 Aralık 2025 bitiş tarihli belirli süreli sözleşmeyle işe başlamış; işveren sözleşmeyi 7 Şubat 2025'te süresinden önce feshetmişti. İşçi, Türk Borçlar Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca bakiye süre ücreti ve haksız fesih tazminatı talep etti.
Mardin 1. İş Mahkemesi, sözleşmede objektif koşul bulunmadığını, dolayısıyla sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağını belirterek bakiye süre ücreti talebini reddetmişti.
Yargıtay bu yaklaşımı oy birliğiyle bozdu: Belirli süreli sözleşmenin belirsiz süreliye dönüşmesi kuralı işçiyi koruma amacı taşır; işverenin kendi düzenlediği sözleşmenin geçersizliğini işçi aleyhine ileri sürmesi, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanımıdır.
Karar, belirli süreli sözleşme kurup süresinden önce fesheden işverenin 'sözleşme zaten geçersizdi' savunmasına kapıyı kapatıyor. Belirli süreli sözleşme kullanan İK ekipleri için mesaj net: erken fesihte bakiye süre ücreti riski, sözleşmenin objektif koşul eksikliğiyle bertaraf edilemez — sözleşme süresi taahhüdü fiilen bağlayıcıdır.
SGK parametreleri, vergi dilimleri ve istisnalar Layers bordrosunda otomatik güncellenir — mevzuatı takip etmek yazılımın işi.