2007-2023 yılları arasında aynı işyerinde çalışan ve iş sözleşmesi 11 Eylül 2023'te feshedilen bir işçi, fesih günü yürütülen arabuluculuk görüşmesinde imzaladığı anlaşma tutanağının iptalini talep etti. İşçi, tutanağı işverenin baskısı altında imzaladığını, iradesinin bu nedenle sakatlandığını ileri sürdü; ilk derece mahkemesi ve istinaf, tutanağın iptaline hükmetti.
Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi çoğunluğu ise farklı sonuca vardı: işçinin irade fesadı iddiasını usulüne uygun biçimde ispat edemediğini belirterek kararı bozdu ve dosyayı yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderdi. Böylece imzalanmış arabuluculuk tutanağının geçerliliği, davacı tarafından somut delille çürütülmedikçe korunmuş oldu.
Kararın Dayanağı
Daire, gerekçesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesine ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5. maddesine atıf yaptı; işçinin arabuluculuk sürecindeki görece zayıf konumuna dair Anayasa Mahkemesi içtihatlarını da hatırlatarak, buna rağmen somut olayda baskı iddiasının ispatlanamadığı sonucuna ulaştı.
İşverenler İçin Ne Anlama Geliyor
Karar, arabuluculukla sonuçlanan fesihlerde imzalanan tutanağın sonradan tek taraflı iddiayla kolayca çürütülemeyeceğini teyit ediyor; ancak işverenlerin arabuluculuk sürecini şeffaf yürütüp görüşme tutanaklarını ve varsa tanık/kayıt gibi destekleyici belgeleri saklaması, olası irade fesadı iddialarına karşı ispat yükünü kolaylaştırıyor.