Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bir gümrük müşaviri yardımcısının yıllık izninin 10 günden kısa dilimler halinde kullandırılmasının tek başına haklı fesih nedeni oluşturmayacağına hükmetti. Esas 2026/1495, Karar 2026/3952 sayılı ve 28 Nisan 2026 tarihli kararın gerekçesi, bu hafta hukuk basınında geniş yer buldu.
16 Aralık 2013-27 Nisan 2022 arasında çalışan işçi, iş yoğunluğu nedeniyle izin taleplerinin sürekli reddedildiğini, bir seferde en fazla altı gün izin kullanabildiğini ve toplam 68 günlük izin ücretinin ödenmediğini öne sürerek iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirtti. İşveren ise izinlerin işçinin kendi talebiyle bölündüğünü ve bir yılını doldurmadan avans izin de kullandırıldığını savundu.
Dairenin Gerekçesi
Daire, işçinin talep ve rızasıyla 10 günden kısa sürelerle kullandırılan yıllık iznin geçerli olduğunu, işverenin daha uzun süreli izin taleplerini reddettiğine veya işçinin yazılı olarak uzun izin talep ettiğine dair dosyada delil bulunmadığını vurguladı. Bu nedenle feshin haklı nedene dayanmadığına karar vererek kıdem tazminatı talebini reddetti.
Yerel mahkemenin, işçinin talep ettiği 68 gün yerine 82 günlük izin ücretine hükmetmesi de taleple bağlılık ilkesine aykırı bulundu. İzin ücreti alacağı ayrıca belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı gerekçesiyle usulden reddedildi; zira işçi, çalışma süresi ve ücretinden hareketle tutarı kendisi hesaplayabilecek durumdaydı.
İşverenler İçin Anlamı
Karar, çalışanın kendi isteğiyle parçalı kullandığı yıllık izinlerin işveren aleyhine bir zafiyet oluşturmadığını teyit ediyor; ancak bu koruma yalnızca izin taleplerinin ve onaylarının yazılı olarak kayıt altına alınmasıyla işliyor. İK ve bordro ekipleri için izin planlama sistemlerinde talep-onay kayıtlarının eksiksiz tutulması artık yalnızca iyi uygulama değil, olası bir davanın sonucunu belirleyen bir unsur haline geliyor.