'Küçük yapay zeka'dan 'büyük yapay zeka'ya
UNLEASH'in etkinlik sonrası yayımladığı analist değerlendirmelerine göre, konferansın en çok tekrarlanan kavramı 'küçük yapay zeka' ile 'büyük yapay zeka' arasındaki ayrımdı. Analistlere göre çalışanlara Copilot benzeri araçlar dağıtmak ve temel yapay zeka özelliklerine erişim sağlamak -- yani 'küçük yapay zeka' -- artık büyük ölçüde tamamlanmış bir aşama. Asıl zorlu iş, işin nasıl yapıldığını yeniden tasarlamak, görev ve iş akışlarını yeniden kurgulamak ve hangi kararların kim tarafından alınacağını yeniden tanımlamaktan oluşan 'büyük yapay zeka'da başlıyor; çoğu şirketin bunun için gereken yönetişim, yetkinlik altyapısı ve iş gücü planlama kapasitesini henüz kurmadığı belirtildi.
Etkinliğin ikinci gününde açılış konuşmasını Harvard Business School'da liderlik ve yönetim profesörü Amy Edmondson yaptı. Edmondson'ın 'akıllı başarısızlıktan öğrenme' ve inovasyonun kurum içinde nerede filizlendiğini fark etme üzerine yaptığı vurgu, konferansın genel tonuyla örtüştü: yapay zeka konuşmasının artık teknoloji hakkında değil, organizasyonel değişim yönetimi hakkında olması gerektiği.
'Sıcak patates' sorunu
Analistlerin öne çıkardığı bir diğer başlık, yapay zeka dönüşümünün kurum içinde 'kimin sorumluluğunda olduğu' belirsizliğiydi -- UNLEASH'in tabiriyle 'sıcak patates problemi'. BT departmanları yapay zeka dönüşümünün tamamına sahip çıkmıyor, İK bunun kendi görev alanına girip girmediğinden emin değil, iş birimi liderleri ise uygulamanın nasıl olacağı konusunda netlik bulamıyor. Bu sahiplenme boşluğu, etkinlikte İK'nın şu an karşı karşıya olduğu en belirleyici sorun olarak tanımlandı.
Türkiye'deki İK liderleri için bu tartışma, yerel organizasyonlarda da benzer bir yetki karmaşasının yaşanıp yaşanmadığını sorgulamak açısından faydalı bir ayna sunuyor. UNLEASH'in vurguladığı temel öneri, mükemmel netlik beklemeden şimdi -- eksik de olsa -- harekete geçen İK ekiplerinin, bekleyenlere göre çok daha iyi konumlanacağı yönünde.